DEMOKRATİK ULUS VE KADINLARIN ZAFERİ / ZOZAN SİMA

Editor 4 Nisan 2014 0
DEMOKRATİK ULUS VE KADINLARIN ZAFERİ / ZOZAN SİMA

12028Baharın en güzel renkleri ile kuşanmışken dağlar ve gerilla sofralarını şenlendirirken yeni yeni çıkmaya başlayan tırşok, revaz, kereng, guhreş ve alo gibi otlar, sürpriz biçimde yağan kar yemyeşil dağların üzerine beyaz bir çarşaf gibi serildi seçim gününde. Daracık mangamızda bir yandan seçimin, diğer yandan çok az kar yüzü gördüğümüz 2014 yılının son karının heyecanını yaşadık. Türkiye’deki yerel yönetim seçimleri herkesi heyecanlandırdığı gibi gerillalar arasında da ilgiyle izlendi. Tahminler yürütüldü. Hatta bazı yerlerde sağlam olsun da sonradan “ben demiştim, ben biliyordum” denilmesin diye anketler bile yapıldı. Bazen heyecanlı bağrışmalar bazen hayıflanmalar duyuldu gerillalardan.

Mardin, Bitlis ve Ağrı’da sağlanan büyük başarı tahminleri doğrularken, özellikle Bingöl ve Urfa’nın da kazanılacağı yönünde beklentilerin gerçekleşmemesi biraz hayal kırıklığı yarattı. Urfa’da oyların yükseltilmiş olması olumlu olsa da özellikle Bingöl ve Urfa’da alınmış olsaydı Kuzey Kürdistan haritası tamamlanmış olacaktı oy dağılım haritasında. Dêrsim’deki başarının ise bambaşka bir anlamı vardı. Milletvekili seçimlerinde her iki milletvekilini CHP’nin almış olmasının yarattığı hayal kırıklığını çok derinden yaşamıştı gerillalar. Özellikle Kürt Alevi gerillalar bundan etkilenmişlerdi. Kendilerince bunun nedenleri üzerine yorumlarda bulunmuş olsalar da kolay hazmedilebilir değildi. Bunlardan biri de Sakine Cansız (Sara) idi. Seçimden bir gün sonra Sara arkadaşla karşılaşmıştık ve en büyük öfke ve hayal kırıklığını onun yaşadığına tanık olmuştum. “Aslında ben aday olsaydım kazanabilirdik” dediğini hatırlıyorum. Hem kızmış hem de espri yapmıştı. Dêrsim’de oyların arttırılış olması bu nedenle çok özel bir anlama sahip. Sara arkadaşın anısına sahip çıkma olarak ele alıyorum bu başarıyı.
Anlamlı bir başarı da Karakoçan’dan geldi. Mazlum Doğan’ın diyarından. Alevi Kürtlerin yönünü yeniden hak yola çevirmeleri anlamına geliyordu bu başarı. Demokratik siyasal alanın zayıflıkları giderilecek olursa Alevilerin yüzlerini dönmeleri gereken asıl yerin neresi olduğunu işaret ediyordu.
Türkiye haritasının Kürdistan bölümü büyük oranda BDP’nin rengine bürünürken Kürdistan’ın işgalci güçlere karşı seçim sloganı da olan “kentimizi de kendimizi biz yöneteceğiz” sözü hayat buldu. Demokratik Özerklik referandumu olan bu seçimde Kürt halkı özerkliği gerçekleştirmiş oldu.
Iğdır, Mardin, Ağrı’nın alınmış olması demokratik ulus çözümünün halklar nezrinde doğru anlaşıldığını ve katliamcı ulus devletin yarattığı tüm sorunları çözecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koydu. Zaten Süryani, Türkmen, Ermeni halklarından adayların bu seçimde HDP-BDP listelerinden aday olması da mezbahaya döndürülen Mezopotamya-Anadolu halklar mozaiğinin tarihsel anlamına kavuşmasının öncü adımları olacaktır. Bu topraklar yeniden kadim inançların, ulusların, dillerin, kültürlerin yeşereceği zemini demokratik ulus çözümü ve onun önemli adımlarından olan yerel yönetimlerdeki temsille yakalayacak.
Seçimin asıl kazananı ise Kürt kadınları öncülüğündeki kadınlar oldu. Bunun devrimsel bir anlamı taşıyacağı açıktır. Politikayı yalan, hırsızlık, dolandırıcılık, iktidar alanı olmaktan çıkarma mücadelesinde yeni adımı ifade ediyor. Politikanın yeniden bir özgürlük alanı haline getirilmesidir. Bir televizyon kanalı o kadar kanıksamış ki politikacıları erkek olarak tanıtmaya ve yansıtmaya seçim tablosunda sadece erkekleri temsil eden animasyonlar kullanmıştı. Belediye başkanı, milletvekili, parti başkanı, belediye meclis üyesi erkek olarak algılanmış ve kanıksanmış olduğu için sunucu olan hanım da bunu hiç yadırgama gereği duymuyordu. Oysa kadın gerillalar anında bunu fark edip öfkelerini yansıttılar. Eşbaşkanlık eril siyaset kavramlarında da köklü dönüşümleri yaratacak. Kadınları mağdure, yaralı, cinsel obje, aptal, boş işlerle uğraşan, fettan olarak göstermeye alışmış medya buna alışsa iyi olur.
Abdullah Öcalan’ın öngörü ve perspektifleri de seçimdeki başarıda belirleyiciydi. CHP’nin yaşadığı hezimetle HDP projesinin ne kadar acil bir ihtiyaç olduğu ve Türkiye’deki devrimci, demokrat, sol-sosyalist kesimlerin bu projeye dört elle sarılması gereği de bir kez daha ortaya çıktı. Öcalan’ın kadınları politikaya çağıran sesine; kadınlar ve Kürt halkı en anlamlı yanıtı vererek seçimlerde bir kadın devrimine imza attı. Eşbaşkanlığın pratikleştirilme süreci ile bu devrim sadece Kürt kadınları değil, başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu kadınları için de kalıcı kazanımlar yaratacaktır. Uygulama da eşbaşkanların çalışmaları kendilerine oy vermemiş kadınlara ulaşıp katlanarak kadınlar açısından büyük gelişmeleri yaratacak bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle herkesin ortak fikri şudur ki seçimin asıl kazananı kadınlar!

Yeni Özgür Politika Gazetesi’nden alınmıştır.

Bu yazı 392 defa okundu.

Yorum Yaz »