KELA QUMRIYÊ / HALİT ERMİŞ

Editor 16 Mart 2014 2
KELA QUMRIYÊ / HALİT ERMİŞ

kela qumriToplumsallığın ilk nüvelerinin atıldığı bu topraklarda zulüm ve direniş hep iç içe yaşanagelmiştir. Bu dilemma sanki bu coğrafyanın talihi gibidir. Gerçeklik böyle olunca bu coğrafyanın öyküleri, masalları, efsaneleri ve kahramanları da oldukça bol olmuştur.

Efsaneler alıştığımız yaşam kalıplarının dışındaki var oluşlardır.  Olağanüstü kahramanlık öyküleri içerirler. Özünde olmayan, ancak insanların hayal dünyalarında ortaya çıkardıkları yaratımlardır. Kahramanlar, efsanevi kişilikler insan iradesinin ve birey gücünün sınırlarını zorlayan, alışılan kalıplara sığmayan kişiliklerdir. Böyle olunca verili olanı aşmak bir doğasal güçle, insanüstü bir iradeyle tanımlanır. Bu da “efsane kişilik” dediğimiz kişilikleri yaratır. Belki de Zerdüşt’ün ‘üstün insan’ dediği kişiler tam da bunlardır.

Bu direnişler sonucu efsaneleşenlerden biri de bir Kürt kızı Qumriyê’dir. Yitik bir masal kahramanı, kurgulanmış bir senaryonun baş aktörü değildir. Güney Kürdistan’ın Behdinan alanında, Metina denilen mıntıkada yaşamış bir Kürt kızıdır Qumri. Kürt kızı Qumri’nin hikayesi kadim zamanlardan bu yana bir söylence, bir efsane gibi halk dilinde çeşitli şekillerde anlatılagelir.

Bir anlatıma göre Berwari aşiretinin yaşadığı Metina mıntıkasında farklı inançlardan insanlar yaşar. Bu farklılıkların husumete, kavgalara sebebiyet vermemesi için gayret gösteren bir da melik vardır. Bunun için herkese adil yaklaşır. Melik’in adil yönetimi, alandaki tüm farklılıklar tarafından sevilip sayılmasını sağlar. Bu melik sayesinde bölgede uzun süre barış hüküm sürer. Melik aynı zamanda bir hekimdir. Bütün hastalar onda deva bulur. Fakat melikin yanına giden herkes için bir kuralı vardır. Kim ki melikin yanına giderse üzerindeki her şeyi bırakır, hanına öyle girer. Zamanla halk ve melik arasında güven oluştuğundan, melik güvenliği için başka da tedbir almaz.

Zaman böyle akıp giderken günlerden bir gün alanda bir aşiret reisi olan, ancak melikin bu hakimiyetinden hoşnut olmayan İbrahim Axa adında biri kendi hakimiyeti için meliki öldürme kararı alır. Bunun için de bir gerekçe bulup isyan çıkarır. İsyanı sonlandırmak ve yeniden huzuru sağlamak için melik, İbrahim Ağa’yı yanına çağırtır. Melik’in evine girerken herkesin uyduğu kurala uyulması istenir ve üzerindeki her şeyi evin girişinde bırakması söylenir. İbrahim Ağa öyle yapar ancak üzerinde sakladığı bir bıçağı bırakmadan içeri girer. Melikten davetiye aldığında da aşiretinden askerleri kalenin etrafında konumlandırır. İbrahim Ağa içeri girince meliki öldürür ve askerleri de dışarıdan kaleye saldırıya geçerler. Bir süre çatışmalar devam eder. İşte bu savaş sırasında en çok direnenlerden biri de melikin kızı Qumri’dir. İbrahim Ağa, Qumri’ye teslim olması durumunda öldürülmeyeceği, serbest bırakılacağı çağrısında bulunur. Ancak Qumri teslim olmayı kabul etmeyerek sonuna kadar savaşır. Artık sonuç alamayacağını anladığında da kendisini kalenin kayalıklarından atarak hayatına son verir.

Farklı ve daha yaygın olan başka bir anlatıma göreyse, Qumri’nin bir aşiret kızı olduğu, kavgaların sıkça yaşandığı bir dönemde aşiretine öncülük yaptığıdır. Efsaneye göre, Qumri’nin aşiretine çevre aşiretlerden yoğun saldırılar gelişince, o da aşiretini alıp sarp dağlara çekilir. Sarp ve geçit vermeyen bir dağın tepesinde bir kale yaptırır. Bu şekilde aşiretini diğer aşiret saldırılarından korumuş olur.

Qumri bu savaşı sürdürürken, ona yardımcı olan, onun sağ kolu olarak nitelendirilen Perihan isminde bir kadın daha vardır. Qumri savaşçılığı kadar stratejik düzeyde bir liderdir de. Perihan da bu hengamede savaşçılığıyla öne çıkar. Qumri artık aşireti yönetirken, Perihan da savaşı yönetmeye başlar. Qumri’nin yardımcısı, sağ koludur artık.

Perihan savaşçılığı, komutanlığı kadar güzel de bir kadındır. Savaş tüm acımasızlığıyla hükmünü sürdürürken, dost iki aşiretten iki genç Perihan’a âşık olurlar fakat bu aşk, aşiretler arasında kavgaya neden olur. Perihan dost aşiretler arasında kendisinden kaynaklı düşmanlığın geliştiğini görür. Zaten dışarıdan sürekli saldırılara uğrayan bu aşiretler arasında kendisi bir husumete sebep olmamak için çare arar. Ancak bir türlü bu husumeti engelleyemez. Tek çare kalır ve Perihan kendisini öldürmeyi seçer.

Perihan, Qumri için sadece bir savaşçı ve iyi bir komutan değildir, aynı zamanda bir arkadaşı, dostudur. Yakın arkadaşını kaybetmek Qumri’yi derinden sarsar. En zorlu savaşlarda ayakta kalan Qumri, Perihan’ın ölümüyle hayata küser ve girdiği son savaşı kaybeder. Qumri’nin bu kayıplara karşı dayanacak gücü kalmaz. Artık her şeyin rengi değişmiştir. Qumri bu acıyla daha fazla yaşayamayacağını görür ve bir gün bulunduğu kalenin kayalıklarından kendisini boşluğa bırakır. Bu olaydan sonra bu kaleye, Kela Qumriyê ismi verilir. O gün bugündür bu kale Kela Qumriyê diye anılır.

Perihan’ın, bugün artık bir ziyaretgaha dönüştürülmüş olan mezarı Güney Kürdistan’ın Metina alanına bağlı Kaşura olarak adlandırılan alandadır. Peri’nin yeri diye bilinen bu yer Kelâ Qumriyê’nin hemen yanındadır. Kelâ Qumriyê ve Perî’nin yeri halk tarafından kutsal sayılır ve bu efsaneyi duyan herkes orayı görmek için alana akın eder.

Kela Qumriyê zorlu zamanlardan, çetin savaşlardan geçmesine rağmen bugüne kadar ayakta kalmayı başarmıştır. Yerleşim yerlerine de yakın olan Kela Qumriyê uzaktan bir şahin yuvasını andırır.

Kela Qumriyê tepesinin üzerine çıkıldığında bir sandalye ile karşılaşılır. Taşlar oyularak yapılan bu sandalye, riyavete göre Qumri etrafındaki araziyi daha iyi ve rahat görebilsin diye yapılmıştır. Sandalye çok darbe almasına rağmen hala rahatlıkla üzerinde oturulabilir durumdadır. Sandalyeye oturulduğunda doğa bütün güzelliğiyle gözlerinizin önünde durur. Kela Qumriye tepesinin bir tarafı sarp ve uçurumken, diğer tarafında ise insanların yukarıya çıkabileceği bir biçiminde daracık bir yol mevcuttur. Kalenin üzerinde de saldırılara karşı su depolamak için birçok sarnıç bulunmaktadır.

Bu yazı 854 defa okundu.

2 Yorum »

  1. Seyda Goyan 2 Nisan 2014 at 20:59 - Reply

    HALKIN NABZI VE SEÇİM ANALİZİ VE 2 AYRI SÜRPRİZ
    1994 DEP’ten 2014 BDP’ tarihine kadar Seçim Komisyonunun bu yılki yanlış aday belirleme nedeniyle Kürt siyaset tarihinde en büyük hatasını yapmıştır. Bu seçimde halk iki ayrı sürpriz gelişme yaşadı. 1 Halkın hiç ihtimal vermediği hatta hak etmediği insanları aday gösterme 2- O adayların hayalinden bile geçmediği gibi birden ortaya çıkmaları onlar için de büyük bir sürpriz olmuştur. Bu anlamda BDP’ye en büyük darbeyi kendilerinin tayin ettikleri Seçim Komisyonu tarafından yemiştir. Hiç kimse halkı kötülemeye veya kızmaya hakları yoktur. Halk bütün bu yanlışlıklara rağmen BDP’ye sahip çıkmış ve üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmiş ve Parti halkı değil halk partiyi yönetmiştir. Seçim Komisyonunun Uludere de adayları belirlerken halkın iradesini ve görüşlerini hiçe sayılmış ve kendi akıllarınca geçmişlerine bakmaksızın kimisinin dostu kimisinin akrabası kimisi torpille çeşitli yerlerde aday gösterilmiş; bir taşla iki kuş misali bilinçaltında yani dolaylı olarak yeni Başkan Zeynep ÜREN’ni yıpratmak, Belediye Başkanının şahsiyetinde BDPnin yıpranması demektir. O şekilde düşünülmemiş olsa dahî bu yöntem izah ettiğim sonucu doğurur. Bir örnek vermek gerekiyorsa bir doktor hastasını teşhis etmeden kendine iyi gelen bir ilacı formalite bir teşhisle o hastaya aynı ilacı veremez çünkü gelişecek olan olumsuz tepki ve alerjiden doktor sorumlu olacaktır. Zeynep ÜREN’in ileriki zamanlarda çok zor ve çetin günlerin beklediğini belirtmek isterim. Çünkü hem Belediye hizmeti ve halkın sorunlarıyla yarışacak etrafındakileri de ekstra bir yük olarak taşıyacaktır. Dêrhîn de Bağımsız adayın büyük bir farkla kazanması BDP için düşündürücüdür bunu mutlaka O komisyondan hesap sorulması lazım.
    Bu adaylar komisyonda görevli olan kişilerle bir akrabalık veya dostlukların olup olmadığını ayrıca parti tüzüğüne uygun hareket edip etmediklerine araştırılmak lazım. 30 yıldır legal veya illegal hiç bir gösteri ve toplantılarda gözükmeyen hatta 2009 seçimine kadar ailece BDP dışında başka partilere oy veren çalışan ve hala bağlarını koparmayan kişiler 5 yıl boyunca bu emek üzerinde keyif çatacak insanlar var. Uludere halkı herkes birbirine akraba kapı komşu herkes birbirini tanıyan küçük bir yer. İnsanlar birbirlerinin kusurlarını yüzüne vurmazlar ancak. Halk iki ateş arasında kalmış seçsen bir dert seçmesen bin dert. Konuşsan bir dert konuşmasan bin dert. Halk Partiye zarar verir diye susmayı tercih etmişler.
    Susma sustukça sıra sana gelecek diye bir sloganımız vardı.
    Evet halk sustu onlar onlar konuştu. Böylece konuşmamanın ve halkın görüşünü dikkate almamanın sonucu olarak da Dêrhîn de en somut örneğidir.
    Yanlış teşhise doğru ilaç veremezsiniz
    Kendi kafanızla hareket edin diye ne halk ne de Parti size bu yetki vermemiş. Bu arada her şeye rağmen Zeynep ÜREN’in kazanmasını kutluyorum. Hayırlı olsun!

    • Seyda Goyan 2 Nisan 2014 at 21:04 - Reply

      Biborin min ew Şîroveya bi navê HALKIN NABZI VE SEÇİM ANALİZİ VE 2 AYRI SÜRPRİZ ji bo Website’ a hewe hinartiye. bi xeletî min li vêderê hinartiye Eger pêwîst bike biweşînin. Ev e bi tevahî reaksiyona Gelî Goyan bi kurtahî min bilêv kiriye.
      Silav û rêz…

Yorum Yaz »