KÜLTÜREL DİRENİŞTE DENGBÊJLİK VE EZİDİ DENGBÊJLER / HALİT ERMİŞ

Editor 21 Şubat 2014 0
KÜLTÜREL DİRENİŞTE DENGBÊJLİK VE EZİDİ DENGBÊJLER / HALİT ERMİŞ

DENGBEJ 2Kürtler yüzyıllardır geleneklerini, tarihlerini, kültürlerini yaşatabilmek için her türlü zulme karşı inatla direnmiş, kimi zaman sarp coğrafyalarına, dağlarına sığınmışlar, kimi zaman zalimlere karşı ölümleri pahasına direnerek varlıklarını sürdürmüşlerdir. Ancak zulüm ve baskı hiç bitmemiştir Kürtler üzerinde. Fiziki soykırım kadar kültürel olarak soykırım da Kürtler üzerinde sürekli uygulanan bir yöntem olmuştur. Kürtler de bu soykırım yönelimlerine karşı kendilerini farklı yöntemlerle savunagelmişler. Kültürel soykırıma karşı direniş yöntemlerinde dengbêjlik neredeyse en başta yol olmuş. Kürtçe’nin, Kürt kimliğinin yasaklandığı zamanlarda bile dengbêjler Kürdün sesi, tarihi ve kültürünün temel taşıyıcıları olmuşlar. Acı, sürgün ve gözyaşının fazlalığı dillerde sürekli bir ağıt olagelmiş. Dengbêj türküleri de çoğunlukla bu acıların sentezi şeklindedir. Çoğu dengbêj türkülerinde sitem, öfke, acı, hasret, keder, isyan ve umut iç içedir.

Dengbêjlik başka bir halk topluluğunda var mıdır, yoksa sadece Kürtlerde mi böyle bir sanat şekli var bilemiyorum, ama Kürt kültürünün süreklilik kazanmasında kültürel soykırıma karşı direnişte en büyük kaynak olduklarını neredeyse herkes kabul etmektedir. O açıdan hepimizin geçmişinde mutlaka bir dengbêjin anısına rastlamak, sesine tutulmak, dinlediğimiz dengbêjlerin dilinde içimizdeki öfkeyi, özlemi, acıyı ya da sevgiyi, tutkuyu, umudu bulmak olasıdır. Dengbêjler sadece bir zamandan ötesine bu halkın sesini, acısını, umudunu, sevgisini taşımakla kalmamış, Kürdistan’ın sınırlarla bölünmüş coğrafyasını aşarak sınırın bir yanından ötesine birbirleriyle iletişim kurmalarını, acılarını ve sevinçlerini ortaklaştırmalarını da sağlamıştır. Bu açıdan dengbêjliği sadece Kürtlerdeki herhangi bir müzik türü olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bazen onların dilinden tarihe seslenilirken, bazen de tarihten günümüze sesleniş vardır. Bize toplumsal bir miras devrederler. Özlemlerin bir gün gerçek olması dilekleri, yaşanılan dönemden sonrasına onların çığlıklarında ulaştırılır. Bu şekliyle bugünden geçmişe gidilebildiği gibi geçmişten de geleceğe bir yol çizilir dengbêjlerin dilinden. Ve bu soykırım cenderesinde bir dilin var oluş serüveni gizlidir.

Yoğun baskı, şiddet, asimilasyon ve her türden soykırım yöntemleri, dengbêjlerin türkülerinde, stranlarında adeta birer tarihçi gibi tarih yazmalarına engel olamamıştır. Ağıtlar da aynı şekildedir. Kürt kadınlarının dilinden doğaçlama çıkan ağıtlar, Kürdün belki de makus talihinin en iyi ifade yolu olmuştur. Stran ve ağıt aynı zamanda iç içedir. Birbirlerinin beslenme kaynaklarıdır. Ağıtın bolluğu acının çokluğundandır. Dengbêj kültürünün gelişkinliği de Kürdün dilinin, yazısının ve kültürünün her yönden yasaklanmış olmasındandır. Bu baskılamalar karşısında dengbêjlik ve ağıt bir var olma, bir ifade yöntemi olmuştur. Belki kimliği, varlığı yasaklanabilmiştir, belki yazılı edebiyatını geliştirme, kendi dilinde eğitim görme olanakları elinden alınmıştır ama Kürdün diline pranga vurulamamıştır. Ellerine, ayaklarına prangalar vurulmuş, günlerce, aylarca bir yere hapis edilebilmişlerdir. Ama yüreklerinden beyinlerine, beyinlerinden dillerine acıyı, özlemi, hasreti, sevgiyi ve bir o kadar da kahramanlığı anlatan türkülerine, stranlarına ne pranga vurulabilmiş, ne de hapsedilebilmiştir. Vurulamaz, hapsedilemezdi de. Hiçbir şeyleri kendilerinin olmadığı zaman dilleri, yürekleri ve türküleri onların olmuştur ve olagelmeye devam etmiştir. O yüzden en çok da günümüze taşınan bunlar olmuştur. Yani dengbejlerin dillerinde biten türküleri olmuştur. Kürdün diline ve yüreğine hiçbir zaman pranga ve zincir vurulamamıştır. Çünkü eşliğinde büyüdükleri ninnileri unutmaları, onlara kendilerini unutmaları hissini yaşatmıştır.

Bu yüzden dengbêjler aynı zamanda bu toplumun vakanüvisleri gibidir. Örneğin Şex Said isyanı, Seyit Rıza isyanı, Ağrı isyanı en güzel ifadesini bu türkülerde bulur. Toplumun hafıza tutucuları ve taşıyıcılarıdır. Onların dilinden dökülen stranlarla toplumsal bilinçaltı oluşturulur, yasaklar delinir, isyanlara kalkışılır. Bu yönüyle dengbêjlik sadece kültür taşıyıcılığı yapmakla da kalmaz, toplumun bilinçlenmesinde, zulme karşı durmasında da etkili olur.

Egemenlerin baskı ve şiddet sarmalına karşı bir direniş geleneği oluşturan Kürt dengbêjler, aynı zamanda aşkın, sevginin de sesi olmuşlar. En güzel aşk türküleri, sevgi haykırışları dengbêj stranlarıyla dile gelmiş, yiğitlik ve onun karşısında ihanet hep bu dengbêj türkülerinde haykırılmıştır. Genç Xelîl û Edulê, Sîsilê, Siyabend û Xecê, Derwêş û Edulê, Salih û Nurê ve daha niceleri.

Kürdistan parçalandığı ve her parça arasına keskin sınırlar çizildiği için de sınırlar arası en iyi iletişim şekli yine bu dengbêj şarkıları olmuştur. Hiç görmedikleri bölgelerin, insanların acılarına ortaklık etmişlerdir. Bugün de Kürdistan’ın birçok yerinde halen dengbêjlik en önemli sanat türü olarak rağbet görmekte, varlığını güçlü bir şekilde sürdürmektedir.

Ezidi Kürtler’de de bu müzik şekli halen çok canlı bir şekilde yaşamaktadır. Güney Kürdistan’da yaşayan Ezidi Kürtlerin kendilerini en iyi ifade tarzı halen dengbêjliktir. Hatta çoğu kimse için varoluş şekli, kendini en etkin ifade tarzı olarak halen çok canlı bir şekilde etkisini sürdürdüğünden, bu toplumun dengbêjleri de oldukça fazladır. Ezidi Kürtlerde yazılı belgelerle toplumsal hafızayı tarihe not etme geleneği neredeyse yok denecek kadar azdır. Kültürlerini, inançlarını neredeyse hiç yazılı belgelerle tutmazlar. Ama bu dengbêj türküleri hepsinin kayıt altına alındığı sözlü belgeler olmuşlardır. Genel Kürt toplumu açısından olduğu gibi Ezidi edebiyatı, kültürü açısından yazılı kaynaklara rastlamak çok zordur. Dengbêjlik burada da devreye girer ve neredeyse hepsinin görevini üstlenir.

DENGBEJ 1Ezidi dengbêjlerin en tanınanları Qepal, Şêxmus, Şêx Kiçî, Xidir Feqîr, Pîr Miço gibi bugün artık hayatta olmayan dengbêjler, türküleriyle, stranlarıyla halen yaşamaya devam ettikleri gibi geçmişin hüznünü, acısını, sevgisini, yani tüm yaşanmışlığını da yeni kuşaklara taşırmaya devam ediyorlar. Bugün de dengbêj Celo, Çêlî, Xelef Halî, Xelo gibi isimler bu kültürün sürdürücüleri rolünü üstlenmişlerdir.

Dengbêj kültürü toplumsal bir hafıza yarattığı gibi, toplumsal bağların da sürekli canlı ve sıcak tutulmasını sağlamıştır. Kurulan dengbêj divanlarında insanlar tanışır, sosyal ilişkiler kurulur. Sadece stranlar dillendirilmez, sohbetler kurulur ve sorunlar, sevinçler ortaklaştırılır. Bu gelenek, özellikle de köy kültürünün vazgeçilmezidir. Her gün farklı evlerde cemaatler toplanır. Hatta bazen köyler arası dengbej ziyaretleri gerçekleşir. Sesler yarıştırılır, stranlar ortaklaştırılır. Köy yaşamının sıcak ilişkileri arasında bir kültür örülür. Öyle ki dengbêjler bildiğimiz modern anlamıyla plak, kaset şirketlerinde kendi kasetlerini, plaklarını bastırmazlar. Bir köy evinde, bir dengbêj divanında doğal seslerden doldurulan kasetler gün gelir tüm ülkeyi dolaşır. Televizyon ekranları, gazeteler, reklam firmaları olmadan da bu dengbejler bir diyardan diğerine nam salarlar. Şakiro, Şeroyê Bro, Kawîs Axa, Krapêtê Xaço, Meyremxan, Tahsin Taha ve daha ismini sayabileceğimiz nice dengbêj belki de hayatları boyunca bir televizyon ekranında görünmemişlerdir, bir gazete sayfasına konu olmamışlardır. Ama Kürdistan’da onların sesini duymayan, onların türkülerinden hayata bakmayan kimse de kalmamıştır. Onlar görünmeyen halk kahramanları olmuşlardır. Örneğin Evdale Zeynıkê tarihten seslenir bize, ama bir fotoğrafı bile yoktur belki. Belki de kendi bölgesinin dışına dahi çıkmamıştır. Fakat Kürt müziği denildiğinde Evdalê Zeynikê anılmadan geçilmez.

İşte Ezidiler de bu şehir yaşamının dışında halen köy gelenek göreneklerinin en zinde olduğu bir toplumsal kültüre sahiptirler. Belki de bilerek en uzak durdukları yaşam şeklidir şehir yaşamı. Belki de köy yaşamında ısrar aynı zamanda bu geleneğin canlı kalmasında etkili yöntem olmuştur. Kürdistan’ın birçok yerinde yok olmaya yüz tutan bu dengbêj kültürü Ezidilerde halen çok canlıdır. Halen divanlar kurulur, acılar, sevinçler ortaklaştırılır ve kapalı toplum özelliğine sahip bu topluluk kendi öz kültürünü bu şekilde üretmeye devam eder.

Çağımızın post modern kültür faşizmine karşı Kürt kültürünün en iyi savunma silahıdır dengbêjlik. Pop kültürün günümüzde girmediği toplum, etkilemediği tek bir yerel kültür, birey bile neredeyse kalmamışken, dengbêjler ve dengbêjlik Kürt kültürünün mayası rolünü görmeye, yozlaştırıcı pop kültüre karşı yerel otantik özelliğini koruyarak kendisini üretmeye devam ediyor. Tüm yasakçı ve yozlaştırıcı kültür emperyalizmine karşı dengbêjler halen bir ellerinde uzun iri taneli tespihleri, bazen de dumanı tüten tütün sigaraları ile diğer elleri kulaklarında toplumun sesi olmayı ısrarla sürdürüyorlar.

İşte bu kültürün mayasıyla büyüyen bizler, yani atalarının torunları olarak Kürt çocukları da onları hala zevkle, anlattıkları kahramanlıkların içinde olmayı ya da yaşanılan acılara ortak olmayı isteyerek dinlemeye devam ediyoruz. O yüzden hala çocukluğumuzun dengbêjleri olan Şakiro, Şeroyê Bıro, Kawîs Axa, Ayşe Şan, Meyremxan ve daha nicelerini dinlemeden edemiyoruz. Bu yüzden Ezidi dengbêjleri dinlerken, onları da anmadan edemiyorum. Post modern kültür istediği kadar sanatı, sanatçıyı allayıp pullasın, bu halkın mayasına ekilen dengbêjlerin dinlenilmesini engelleyemeyecek. Çünkü bu kültürün mayasında dengbêjlik var…

Bu yazı 914 defa okundu.

Yorum Yaz »