KÜRTLÜĞÜ TÜKETEN KLİPLER / ZOZAN SİMA

Editor 25 Haziran 2014 0
KÜRTLÜĞÜ TÜKETEN KLİPLER / ZOZAN SİMA

UntitledAhmet Kaya, magazin gazetecilerinin ödül töreninde “Önümüzdeki günlerde Kürtçe bir şarkı söyleyeceğim, Kürtçe klip çekeceğim, bunu yayınlayacak yürekli insanların olduğuna inanıyorum” dediği için linç edilmiş, sürgünde yaşamını yitirmişti. Onun her türküsü yaşamımızın bir kesitinin fon müziği gibi yerleşmiştir hafızamıza. 70’li, 80’li ve 90’lı yılların ruhunu, mücadelesini, ıstırabını, öfkesini, aşkını, toplumsallığını, kahramanlığını, ihanetini, yoldaşlığını Ahmet Kaya şarkıları kadar kim daha güzel ifade eder ki? Paris’teki mezarlıkta yan yana yattığı Yılmaz güney gibi sürgün acısı bu kadar incitmeseydi yüreğini 2000’li yılları da Ahmet Kaya’nın Kürtçe müziği ile dinleyecek, bu yılların anıları da hafızamızda Kürtçe olarak hatırlanacaktı.

Kürtlük hakikatinin kendisini en fazla müzikte ifade etmesi ve koruması beraberinde karşı saldırıları da eksik etmedi yıllar boyu. Sadece yasaklama, sanatçıları tutuklama, baskı altına alma yetmeyince binlerce Kürtçe stran alakasız içerik ve sözlerle Türkçeleştirildi. Buna öncülük eden sanatçılar bir beyaz Kürt modeli olarak çıkarıldılar Kürt halkının karşısına. Kürtlük değerlerini pazarladıkça zengin oldular. Etrafına topladığı mankenlerin peşinden koştuğu, onun için dans ettiği bir haremde kendilerini imparator gibi hisseden klipler çektiler. Bu kötü örnek sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp Ortadoğu’da da bayağı rağbet topladı ne yazık ki. Şimdi bu muhterem beylere son zamanlarda Kürtçe şarkı söyleyen yeni sanatçılar ekleniyor. Devletin TRT6’sında çalışan Berdan Mardini gibilerini bir kenara bırakıyorum. Onların üstlendikleri rol zaten herkesçe biliniyor.  Kısmen de olsa yurtsever olanlardan bahsediyorum.

Büyük bölümünü aynı yönetmenlerin çektiği ve eril fantezi dünyasının yansıması olan birbirinin kopyası klipler izliyoruz Kürtçe müzik adına. Her ne hikmetse çoğu zaman mekân olarak sahil seçilir. Modern kıyafetler üzerine bazen aksesuar olarak takılan puşisi ve jöleli saçlarıyla, metroseksüel Kürt erkeği otantik bir halay parçasını diskoteklerde dans etmeye uygun hale getirerek modern enstrümanlar eşliğinde söyler. Bazılarında müzikleri birbirine benzeyen, sözleri de fazla anlam ifade etmeyen Kürtçe arabeskin nadide örneklerinden biri icra edilir. Ama benim en çok zoruma giden binlerce yıllık sözlü gelenekten süzme bal misali bugünlere ulaşan denbêjki bir strana böylesi pespaye kliplerin çekilmesi.  Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu bu şarkıcıların etrafında mutlaka bir grup kadın ya da genelde yine ne hikmetse boyalı sarı saçları ile dolanan ya da naz, işve yaparak erkeği peşinden dolandıran ulusal kıyafet giymiş mankenler de eksik olmaz. Arka fona bir folklor ekibi de koyunca ne de güzel bir klip çekilmiş oluyor.

Hiçbir yeniliği ve orjinalitesi olmayan bu yeni Kürtçe şarkı ve klipler bizlere yeniden İbrahim Tatlıses, Mahsum Kırmızıgül, Küçük Emrah, Özcan Deniz sendromu yaşatıyor. Güney Kürdistan’lı sanatçıların kliplerinde daha yaygın biçimde gelişen bu kültüre son yıllarda Kuzey Kürdistan’ın da eklenmesi Kürt müziği adına çok büyük bir tehlikeye ve talihsizliğe işaret ediyor. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan son savunmasında “Yahudilerin kendi soykırımlarına ilişkin yaptıkları dünya çapında kabul gören bir edebiyatları vardır. Yaşadıkları sayısız filme, romana, bilimsel esere, müziğe ve resme konu olduğu halde, Kürtlerin yaşadıklarına veya Kürtlere yaşatılanlara ilişkin tersi bir durum söz konusudur. Yaşadıklarının ne bir edebiyatı, sineması, ne de bilimsel bir incelemesi yapılmıştır. Geriye sadece müzik alanında geleneksel bir destan türü kalmıştır. O da tükenmekte, tüketilmektedir.” sözleri ile bu tükenişe ve nasıl bir halkın sanatçısı olduklarının farkında olmayanlara dikkat çekmiştir. Kürt müziğinin dayandığı miras Kürtlüğünden utanarak, Kürtçe şarkıları çalıp çırpıp Ahmet Kaya linç edilirken sahneye fırlayıp onuncu yıl marşını okuyanlar değil; işkencelerde, faili meçhullerde öldürülenleri, onlarca yıl zindanda yatanları, açlık-yoksulluk içinde ölenleri, sürgünlerde ömür tüketenleri, özgürlüğü için dağlarda savaşanlarıyla Kürt hakikatini yaşatan sanatçılardır. Bunun yerine Kürtlük düşmanı, kadın düşmanı, toplumsal değerlerin düşmanı, tüm güzelliklerin tüketildiği bu ucube kültürün etkisine girilmesi Kürtlüğün Kürtçe kırıma uğratılması değil midir? Kürt müziği yıllarca baskıcı devletlere direndikten sonra şimdi de böylesi kliplere, böyle sanatçılara karşı da kendi öz değerlerine dayalı yeni bir direnişi geliştirmek durumunda.

Tüm dünyada sadece erkek sanatçıların değil, kadın sanatçıların da -gerçi bunları sanatçı olarak adlandırmak da pek mümkün değil ya neyse- artık pornografik filmleri aşan dozajda sahnelerle çektiği klipler zaten yeterince yozlaşma yaratıyor. Buna bir de Kürt versiyonu eklemenin, Kürt müziğini de bu çirkefe bulamanın ne alemi var? İçine kırıntı kabilinden birkaç folklorik öğe katarak yeni bir piyasa yaratılıyor, üstelik yıllarca Kürtçe ıslık çaldığı, halay çektiği için uğramadıkları hakaret kalmayan Kürt halkına bunlar özgürlük olarak sunulmak isteniliyor. İlle de propaganda yapan, acıları, gözyaşını işleyen şarkılar ve klipler yapılsın demiyorum. Ancak yıllardır izlediğimiz, hiç sevmediğimiz ve kültürümüze, kimliğimize, kadınlar olarak cinsimize hakaret anlamına gelen bu kliplere de itirazım var. Ahmet Kaya’nın Kürtçe klip çekmek istediğini söylemesine bile tahammül göstermeyen, ona çatal fırlatıp, linç edenler de aynen böyle klipler çekiyor, bu tarzda müzik yapıyordu. Onun anısına da olsa özgürlükçü-demokratik değerleri, kadınların kimliğine saygıyı esas alan bir düzeltme yapacak bir etik ve estetik ölçü kazandırmak gerekir diye düşünüyorum Kürt müziğine. Türkiyeli bir pop sanatçısı yaşamı üzerine yapılan bir programda aynen bu tarzda çekilmiş eski bir klibini ve klipteki dansını görünce epey güldükten sonra “etrafımda hiç aklı başında kimse yok muydu beni uyarsın ve bu saçma şeyi yapmama izin vermesin” diye hayıflanmıştı. Belki bu yazı da bütün değerleri satarak para kazanma derdinde olmayan, ancak bir trendin peşine takılan yönetmenlere, şarkılarına bu tarzda klip çekmeyi düşünenlere ve bu kliplerde oynayan yurtseverlere dostça bir uyarı olur. Bu ucubeliğe ortak olmayın!

Bu yazı 1109 defa okundu.

Yorum Yaz »